CUMHURİYET DÖNEMİNİN ÖNEMLİ TÜRK GRAFİK TASARIMCILARI

İhap Hulusi Görey (1898 - 1986): Görey, Türk grafik sanatının kurucusu ve reklamcılığın ilk büyük isimlerindendir. En çok bilinen işleri Türk markaları için yaptığı tasarımlardır. Bir çok devlet kurumununun kurumsal kimliğini oluştururmuş ve bunları yaparken aslında yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumsal kimliğini yaratmıştır. 
Zamanla afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afişi yaparken "Buluş"un önemine değinerek "Seyredenlerin ilgisini çekmeli ve düşündürmeli" diye yorumladı. İlk afiş siparişini 1927'de aldı; bu, İzmir'den İnci Diş Macunları'nın reklam afişi idi. 
İhap Hulusi, birçok gazete ilanı ve afiş siparişi almaya başlayınca 1929'da İstanbul'da ilk atölyesini kurdu. Kulüp Rakısı etiketi(1930) ve Atatürk'ün siparişi üzerine Türk alfabesinin kapağını (1932) tasarladı, Ziraat Bankası, Türkiye İş Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Garanti Bankası, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi. 
Tayyare Piyangosu (bugünkü adıyla Milli Piyango) idaresi için 45, Tekel İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi, bu süreçte yurtdışında da adını duyurdu. Bayer'in afiş ve etiketleri, Mısır'ın Tekel İdaresi, Devlet Demir Yolları ve şehir hatlarına ait ve ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haigh'ın, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca'sının afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapıldı. 

Eli Acıman: Türkiye'nin ilk reklam ajansı kurucusudur.1944 yılında Eli Acıman, Vitali Hakko ve Mario Beghian ile birlikte "Faal Reklâm Acentası"nı kurar. Eli Acıman, eğitimini yarıda bırakarak İngiltere'ye gitmiş ve gazetecilik eğitimi almış 25 yaşındaki bir gençtir o zaman. Vitali Hakko ise Mahmutpaşa'da şapkacılık yaparken, Mario Beghian da Koç şirketlerinde çalışmaktadır. Ancak işler umulduğu gibi gitmeyince Hakko ve Began kısa bir süre sonra bu ortaklıktan ayrılırlar. 
Ayrılıktan sonra Eli Acıman, 1946 yılında Vehbi Koç ile tanışırak Koç şirketlerinin reklâm işlerini alınca geniş bir iş imkânına kavuşur. Böylece gelişmeye başlayan firma, 1957 yılında Eli Acıman, Arif Erdemir ve Nesim Matan'ın 50'şer bin lira ve eşit şartlarda ortaklığı ile şirketleşerek "Faal Ajans" adını alır. Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gider. 1960 yılında döndükten sonra ajansın işleri çığ gibi büyür ve 1965 yılında genişleyen iş hacminin de etkisiyle ortaklar dostça ayrılırlar. Eli Acıman "Manajans", Arif Erdemir de "Yeni Ajans" adıyla yollarında devam ederler. Bu ayrılık esnasında ortaklar müşterilerini de ikiye bölmüşlerdir. Ayrılıktan sonra her iki firma da müşteri portföylerine yeni isimleri ekleyerek bugün ülkemizin iki dev reklâmcılık kuruluşu haline gelmişlerdir. 

Hamit Aytaç: Türk matbaacılığına çinkografi, çelik üzerine resim ve yazı hakketme yani gravür, kabartma ve lüks baskı tekniğini de ilk getirenlerdendir. İstanbul'da en yeni camilerden olan Şişli Camii'nin eşsiz yazıları ile bir çok evlerde, salonlarda ve işyerlerinde Mısır ve Irak'ta, hatta dünyanın her yerinde onun binlerce nefis yazısı vardır. 

Emin Barın: Türk hattat ve cilt sanatçısı. Yedi yaşındayken babasından hat öğrenmeye başladı. İlk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul?a gitti. 1932'de İstanbul Muallim Mektebini, 1936'da Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Resim-İş bölümünü bitirdi. Kamil Akdik ve Necmeddin Okyay'dan hat dersleri aldı. Hat ve cilt sahasında ihtisas yapmak için Almanya'ya gönderildi. Oradayken hazırladığı Olimpiyat Kitabı ile Hamburg Kitap Sergisinde birincilik ödülü kazandı. 1943 senesinde Türkiye'ye dönerek İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde Hat ve Cilt Sergisi açtı. 1958 senesinde Fatih Divanı kitap cildiyle Milletlerarası Brüksel Sergisinde birincilik ödülü kazandı.1977'de Dublin Sanat Akademisinde, 1983'te Paris'te UNESCO Genel Merkezinde, 1985'te Münster'de hat sergisi, 1986'da İslam Kültür Merkezinde ikinci defa cilt sergisi açtı. 1983'te emekliye ayrılan Emin Barın 1984'te Ya Rahim adlı eseriyle Türkiye İş Bankası Süsleme Büyük Ödülünü kazandı. İslamabad Kültür Merkezinin yazıları, Anıtkabir'deki yazıları, Yunus Emre'nin mezar yazıları onun önemli eserlerindendir. 1987 yılında ölen Emin Barın'ın 200'ü aşkın eseri vardır. 

Mithat Özar: 1924-27 yılları arasında Beyoğlu'ndaki atölyesinde sinema kapılarına çok büyük boy sinema afişleri yapmıştır. Grafik tasarımların resim ile iç içe olduğu dönemde Paris'e gidip resim eğitimi alarak yurda dönmüştür. Grafik tasarım tarihi açısından önemi, 1932 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Afiş Atölyesinin başına getirilmiş olmasıdır. 1937'de Güzel Sanatlar Akademisinin düzenlemiş olduğu sergide Mithat Özar'ın, Güzel Sanatlar Akademisi sergi afişi ve Florya afişi, akademik ortamda yaratılan ilk sanatsal ve profesyonel afiştir. 

Kenan Temizan: 1920'li yıllarda Berlin Güzel Sanatlar Akademisini bitiren, aynı yıllarda Süsleme Sanatları Okulunda çalışan Kenan Temizan Almanya'da büyük film şirketlerinde (Ufa ve Tobis) afişler yaptı. 1943 yılında Türkiye'ye dönerek, Akademide dekorasyon ve tekstil alanında çalışmaya başladı. Kenan Temizan, afişlerini foto-grafik tekniklerle ve figüratif yaklaşımlarla üretti. Hızla gelişen basım teknolojisi tasarımcıya yeni olanaklar sundu. Kenan Temizan, güçlü deseni, renkçi yaklaşımı, seçkin kompozisyon anlayışı, ritmik, akıcı tipografi kullanımıyla çalışmalarında çağdaş dili yansıtmayı başardı. Kenan Temizan 1951 yılında NATO'nun açtığı uluslar arası afiş yarışmasında üçüncülük ödülü aldı. Yine 1200 kişinin katıldığı Avrupa Birliği Afiş Yarışması'nda da birincilik ödülü kazandı. Temizan, Almanya?daki uygulamalarının kazandırdığı ustalıkla ülkemizde yaşanan tipografi sıkıntılarını aştı. 

Atıf Tuna: Uzun yıllar Tekel Genel Müdürlüğünde ressam ve dekoratör olarak çalışan Atıf Tuna grafik sanatı tarihi içinde anılması gereken isimlerden biridir. 1938 yılında Samsun sigarasının amblem ve tüm ambalaj tasarımlarını yapan sanatçı yalnızca bu çalışmalarıyla değil posta pulu ve amblem konularında kazandığı birincilik ödülü ve aldığı mansiyonlarla da tanınmaktadır. Münif Fehim ve İhap Hulusi ile aynı kuşaktan olan Atıf Tuna, Tekel idaresi için hazırladığı Rize Çayı afişinde, siyahbeyaz tekniğiyle yazıyı 1960'lı yıllara göre çok daha iyi çözümlemiştir. Tekel için yaptığı likör afişi de başarılı afişlerdendir. Ayrıca Akbank için yaptığı afişte ışık gölge kullanılarak siyah beyaz çalışmada etkili bir sonuca ulaşılmıştır.


-ALINTI- 

Yorum Yaz